Elle tutulur ilk Türk bilgisayar oyunu : İstanbul Kıyamet Vakti

03 Şubat 2007 - 17:51

Türk oyun severler iyi bilir, bir zamanlar Pusu maceramız vardı. 3TE Games tarafından Türkiye’de geliştirilen ve Yoğurt tarafından dağıtımı üstlenilen oyun Mayıs 2005 tarihinde raflardaki yerini al<strong>mış</strong>tı. Fakat ne / nasıl oldu bilinmez, şahsım bir türlü bu oyuna ulaşamamış çoğunluktaki yerimi aldım. Oynanabilir test sürümüne bir göz atabilmiştim. Oyun geliştiriciler açısından en önemli kısım olan oyun motorunun yazılması aşamasında, kendi motor kodlarını yazan 3TE grubu sonra aniden ve ansızın ortadan kaybolmuş ama Pusu’nun test sürümündeki 34 plakalı uzun araç hafızamdan silinmemişti.

“Türkiye’de oyun geliştirmek neden bu kadar zor ?" Ya da "Zor mu ?”

İşte ben tam bunları düşünürken, tartışırken ve işin içinden bir türlü çıkamazken, hayatımın ilk mynet üyeliğine vesile olacak bir proje ile karşılaştım. Eminönü’ndeki kurt adamlardan, tarihi Mısır Çarşısı’na kadar uzanan ve sobee tarafından geliştirilen bu maceranın adı : İstanbul Kıyamet Vakti.

 

Evet, oyun İstanbul’un göbeğinde, Eminönü’nde geçiyor. Oyunda Arthur, Max yada Emy ile değil; Hamit Pehlivan, Demirci Rüstem ve Halime Teyze gibi karakterlerle diyaloglara giriyor, yeni görevler alıyor ve başarılarınız neticesinde karakterinizin seviyesini ve özelliklerini arttırarak daha zor görevler için hazır hale geliyorsunuz.

 

İnternet üzerinden çoklu olarak oynanabilen (MMORPG) oyunu şu adresten indirip bilgisayarınıza yüklemeniz yeterli. Unutmadan, oyun sunucusuna bağlanabilmeniz için mynet kullanıcı hesabınız olması gerekiyor.

 

209 MB boyutunda olan istanbulkur.exe dosyasını bilgisayarınızda çalıştırıp kurulumu tamamladıktan sonra, oyunu ilk çalıştırdığınızda büyük ihtimalle 3-4 MB civarı bir dosya indirmesi daha yapmanız gerekecek. Belirttiğim gibi oyun son kullanıcı düzeyi test aşamasında ve geliştirilmeye devam ediyor. Oyunu kurduktan sonra yapacağınız 3-4 MB’lık bu dosya indirmesinin amacı da oyunda saptanan hatalara sebebiyet veren dosyaların, sunucuya yerleştirilen en güncel paketler ile değiştirilmesi.

 

2006’nın son çeyreğinde beta sürümüyle bilgisayarlarımızdaki yerini alan İstanbul Kıyamet Vakti oyununa dair birkaç naçizane tespit;

 

Oynanabilirlik: Genel anlamda çok fazla bir sorun göremedim oynanabilirliğinde, fakat bu tarza özgü bir çok oyunda son zamanlarda dikkatimi çeken ve oldukça da gerekli gördüğüm bir özellik bu oyunda (belki henüz) bulunmuyor. Basit bir örnekle; eğer oyundaki karakterinizi bir ağacın ya da sütunun arkasına götürdüğünüzde ağacın yapraklarından başka bir şey görünmediği olabiliyor. Ağaç, direk, sandık, taş sütün gibi belirli nesnelerin kameraya yaklaştıkça görünürlüğünün azalması, bu alandaki diğer oyunlarda önemli bir üstünlük ve oynanabilirlik sunuyor. Fakat İstanbul Kıyamet Vaki oyununda bu özellik en azından şu an yok. Umarım geliştiriciler bu noktayı dikkate alır.

 

Grafikler: İzin verilen en düşük ekran çözünürlüğü 1024x768 olan İstanbul oyununun grafikleri açısından söylenebilecek herhangi bir olumsuzluk yok. Tek bir şey dışında… Oyunun kimi bölümlerinde haritada matrix kayması yaşanabiliyor. Yani kamera kimi zaman geçmemesi gereken bir duvardan geçiyor, kimi zamansa yerin altında giriyor ve karakterinize alttan bakabiliyorsunuz. Bu istenmedikçe yaşanmasına izin verilmeyecek bir durum olsa da, kimi zaman duvarın arkasında saklanan ve görmemeniz gereken bir düşmanı görebilmenize olanak sağlıyor. Bunun dışında grafik açısından, geliştirilebilir olsa da tatmin edici olduğunu düşünüyorum.

 

Ses: Oyunun müziklerinden yana bir sıkıntı yaşamadım. Hoşuma gittiğini de söyleyebilirim. Ancak kimi mixing düzenlemelerine gidilmesi şart gibi görünüyor. Örneğin oyun içinde bazı noktalarda düşman karakterlerin sesi olması gerekenden fazla geliyor. Orta frekans sesler için bu sorun daha yoğun yaşanıyor. İri farelerin yanından geçerken hoparlörünüzün sesini biraz indirmek isteyebiliyorsunuz ama örümcekleri ayak seslerini duymanız için 2 katı ses açmanız gerekiyor. Bunun dışında, genel olarak ses açısından da yüzünüzü güldürecek bir oyun.

 

Atmosfer: İstanbul Kıyamet Vakti oyununda atmosferi yaratmak için çeşitli yöntemlere başvurulmuş. Haritadaki bir bölgeden, yine aynı harita içinde bulunan başka bir bölgeye geçerken ekrandaki renk tonları, sis, görülebilir uzaklık ve ışıklar gerçek zamanlı olarak değişiyor. Bu, girdiğiniz sokağın sonunda mor bir ışık bulutu görüyorsanız işlerin biraz karışacağını size anlatmakta yardımcı oluyor. Sonuç olarak atmosfer açısından da geliştirilebilir fakat fazlasını da aratmayan bir oyun.

 

Etkileşim:

 

Haritada 5 çeşit karakter grubu var. Bunlar:

 

Sivil halk: Haritada dolaşırken selam verip alabileceğiniz insanlar bulunmakta. Kimi zaman bu insanlardan kimi görevler de alabiliyorsunuz. Tabii eğer isterseniz. Bazen bir çocuğa yardım ediyor ve evinin önündeki akrepleri öldürüyorsunuz, bazen de cin’lerden aldığınız keten parçalarını bir şarapçıya üşüdüğü için veriyorsunuz.

 

Esnaf: Yine haritanın çeşitli yerlerine dağılmış esnafları göreceksiniz. Düşmanlarla olan çatışmalarınız neticesinde onlardan aldığınız silah, zırh, iksir ve reçete gibi eşyaları bu esnaflara satabiliyorsunuz. Ayrıca esnaflarla da arada sırada konuşmakta fayda var. Çünkü bu kişilerden de görevler alabiliyorsunuz.

 

Düşmanlar: Farklı yetenek, seviye ve özelliklerden oluşan onlarca düşman çeşidi var. Oyuna ilk başladığınızda küçük kertenkeleleri öldürüyor, seviyeniz arttıkça kurt adamlara kafa tutmaya başlıyorsunuz. Kimi düşmanlar size bıçak ve sopayla saldırırken, kimileri ise sizi ısırıyor yada uzaktan bir cisim fırlatıyor, ateş ediyor.

 

Askeri görevliler: Oyunda ilk dikkatinizi çekecek olan nokta Eminönü merkezinin jandarmalarca ablukaya alınmış olması. Jandarmalar düşmanların belirli bir sınırdan içeriye girmesini engelliyor ve size düşman hattının sınırlarını belirtiyor. Jandarmalar dışında komutan rütbeli karakterler de yer alıyor ve yine bu karakterlerden de görev alınabiliyor.

 

Diğer oyuncular: Sizin gibi o sırada oyunu oynamakta olan diğer insanları gerçek zamanlı olarak görüyor, onların grubuna katılabiliyor yada onları kendi grubunuza davet edebiliyorsunuz. Savaşırken sohbet etme imkanını sağlayan tümleşik sohbet ekranı sayesinde düşmanlardan aldığınız eşyaları 5’te birinden esnaflara satmaktansa diğer oyunculara açık artırmayla satabilir yada onlardaki eşyalarla takas yapabilirsiniz.

 

SON OLARAK: İstanbul Kıyamet Vakti oyunu benim şu ana kadar gördüğüm elle tutulur tek Türk oyunu. Mynet sunucularında host edilen internet sitesi sayesinde bu proje hakkında biraz daha bilgi sahibi olabilirsiniz. Ben denedim, beğendim. Siz de bir bakın derim…

Ben bu oyunu indirdim

Ben bu oyunu indirdim internet cafe de oynadım çok güzel bir oyun olduğunu görünce indirdim ama internet bağlantısını kontör et diyo nasıl yapcam yardım edin nolur ben bu oyunu çok beğendim

ya sunucu bulunmuyor ınternet

ya sunucu bulunmuyor ınternet ayarlarnı kontrol et dıyor her zaman ben nasıl bu sorunu cözücem:= ......

Evet arkadaşlar çok güzel bir

Evet arkadaşlar çok güzel bir oyun. Türk yapımı olması ve İstanbul sokaklarında geçmesi de ayrı birşey. Oyun şu anda 4 sunucu ile ve 29 seviye sınırı ile hizmet vermekte. Hata ve sorunlar olabiliyor oyunda nede olsa yeni bir oyun ve yapılan ilk Türk oyunu zamanla düzelecek inşallah hepsi. Oyun baya bir bağımlılık yapıyor. Ben oyunla ilgili bir fan sitesi kurfum. Oyunu oynamak veya oynamadan once oyunla ilgili bilgileri almak ekran görüntülerini görmek videolarını izlemek isteyen arkadaşlar için baya bir bilgi var. İncelemenizi tavsiye ederim.

www.ikvonline.com

arkadaslar oyun gercekten

arkadaslar oyun gercekten guzel bende saatlerımı harcıyorum ve sevıye 29 a geldım ama sevıye 29 son bence buna cozum bulmaları lazım ama oyun yonetıcısı ıle konustuk sanırım yukseltıceklermıs sevıyeyı mesala oyunda kurt adamlar sevıyesı 50 sen tek gıttın zaman 3 vurusta oluyosun ınsalllah cıkarırlar sevıyelerı

çok güzel bence ellerinize

çok güzel bence ellerinize sağlık....başarılarınızın devamını dilerim.

her şey güzel de oyunda bir

her şey güzel de oyunda bir karşı ırkın olmaması eksiklik yaratıyor

Bir bakmakta fayda var tabii

Bir bakmakta fayda var tabii ki. Özellikle de memleketimizden çıktıysa bu oyun, vatan borcu oluyor bakmak o vakit :) İncelemen için teşekkürler.

Yıllardır bir fps türü olan

Yıllardır bir fps türü olan Counter Strike oyununu profesyonel olarak oynayan biriyim ve bunun dışında sdc Arcade türü olan The King of Fighters oyununu oynamışımdır. KO ve UO tarzı oyunlara nedense bir türlü alışamadım bir zamanlarlar Diablo bile denemiştim ama sarmıyor, sarmıyor..
Fakat bir kaç gün öncesine kadar sıkıntıdan hadi ya bizimkiler yapmış zaten sıkılıyorsun dene bakalım diyerek başladığım ve saatlerimi harcadığım bir oyun haline geldi. Çabuk öğrendim iyice ısındım. Oyunda eksik ve yanlış bulduğum noktalar olsa da, grafik, ses, konu ve bir çok bakımdan başarılı buldum. Hele ki Türk oyunu olması gerçekten "hadi ya Türk oyunu mu?" tepkisini verdirtiyor. Son zamanlarda bu tarz oyunlardan KO oyununu beğensemde bir türlü ısınamamıştım fakat biraz olsun sevdiğim KO oyununa bin basar dediğim bir oyun yapmışım, helal olsun, açıkları ve yanlış şeyleri de düzelttiler mi mükemmel bir oyun olacaktır..

Son olarak oyun görevlilerini pek başarılı bulmuyorum ortama pek hakim olamıyorlar özellikle otorite kurmakta zorlanıyorlar ve oyuncularla yeteri kadar ilgilenmiyorlar. Yöneticelere dalkavukluk edip şimdi kanka vb. hitaplar ile takılıp ona göre iyi muamele görenlerde yok değil, kınıyorum !

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.